Toplumsal hayat içerisinde huzur ve düzenin sağlanmasında güvenlik olgusunun sağlıklı biçimde tesis edilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir. Güvenliğin sağlanabilmesindeki en önemli aktör ise her zaman devlet olmuştur. Dolayısıyla devletler bir yandan dış tehditlere karşı koymak bir yandan da iç huzuru ve güvenliği yani toplumsal düzeni sağlamak amacıyla ordular kurmuştur. Ancak zamanla asker gücü, olağanüstü dönemlerde ve sınır güvenliği açısından dış tehditler için mücadele etmiş; iç güvenlik polis gücüne ve zabıta, bekçi gibi yardımcı güçlere sevk edilmiştir. Bu durum hem devlet hem teşkilatlanma açısından maddi ve manevi birtakım sorunları beraberinde getirmiş, hizmet sunumunda etkinliğin sağlanamadığı görülmüş ve “güvenlik hizmeti sadece devlet tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olarak kalmalı mıdır” tartışması yaşanmaya başlamıştır. Tüm bu sorgulara paralel olarak gelişen küreselleşme ve özelleştirme anlayışları da güvenlik algısının özel kişi ve şirketlere doğru yönlendirilmesine yol açmıştır.

        Güvenlik hizmetinin özelleştirilmesini yasal mevzuatla tesis ve temin edebilmek amacıyla ülkemizde bazı girişimler yaşanmış, ancak konunun şekillenmesi ve yaygınlaşması 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun kapsamında gerçekleşmiştir. Bu Kanun ile özel güvenlik görevlileri her türlü etkinlikte ve toplu ulaşım tesislerinde X-Ray cihazı ve benzeri güvenlik sistemlerini kullanabilme; görev alanında, haklarında yakalama, tutuklama veya mahkûmiyet kararı bulunan kişileri yakalama ve arayabilme; kişinin vücudu veya sağlığı bakımından olası bir tehlikeden korunması amacıyla yakalama ve olay yerini ve delilleri koruma amacıyla Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 157 nci maddesine göre yakalama gibi hak ve yetkilerle donatılmış kişileri ifade etmektedir.

       5188 sayılı Kanun’a paralel olarak özel güvenlik sektöründeki istihdam açığını kapatmak amacıyla özel şirketler aktif şekilde faaliyette bulunmaya başlamışlardır. Ancak bu durum birtakım aksaklıkları da beraberinde getirmiş, sektör kalifiye eleman sıkıntısı yaşamaya başlamıştır. Hem yaşanan sıkıntıları minimize etmek hem de akademik eğitim almış, donanımlı, teorik ve pratik bilgiye sahip bireyleri sektöre kazandırmak amacıyla üniversitelerin ön lisans düzeylerinde Özel Güvenlik ve Koruma Programlarının açılmasına karar verilmiştir.

       Ülkemizde Özel Güvenlik ve Koruma elemanı sıkıntısı vardır. Eğitimli işgücü ihtiyacı arttığından mezunlarımızın istihdam olanaklarına ulaşma oranı oldukça yüksektir. Çalışma alanları ve çalıştıkları işyerlerinde yükselme imkânları da oldukça geniştir.

       Programımızda Güvenlik alanında, Silah, Güvenlik Teknojileri, Güvenlik Projelendirme, VIP Koruma, Özel Güvenlik Hukuku, Sivil Savunma, Kriz Yönetimi ve Planlama, Yönetim ve Organizasyon alanlarında eğitim almış; Özel Güvenlik ve Koruma alanında devlet kadrolarında ve özel sektör kuruluşlarında istihdam olanaklarına sahip elemanlar yetiştirilmektedir. Özel Güvenlik ve Koruma meslek elemanı unvanı ile mezun olurlar.